Kronik Böbrek Yetmezliği

TÜRKİYE’DE KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ, DİYALİZ VE BÖBREK NAKLİ s6300078

 

           

            Kronik böbrek yetmezliği böbreklerin görevlerini (üremik toksinlerin atılması, sıvı-elektrolit dengesinin düzenlenmesi, asit-baz dengesinin düzenlenmesi, ilaçların atılımı ve bazı hormonal düzenlemeler, gibi) geri dönüşümsüz olarak yapamaması sonucunda ortaya çıkan üremik sendrom (iştahsızlık, bulantı-kusma, yorgunluk, halsizlik, üşüme hissi, ileri düzeylerde mental durumda değişiklikler, konfüzyon hali, koma) olarak seyreden bir hastalıktır.

            Yaşamın devamı için hemodiyaliz, periton diyalizi ya da böbrek nakli yapılması gereklidir. Hemodiyaliz genelde haftada 3 kez bir hemodiyaliz merkezinde sağlık personeli eşliğinde; periton diyalizi ise hastanın evinde kendi kendine, günde 4-5 kez, karnına yerleştirilmiş bir katater ile düzenli ve sürekli yapılması gereken işlemlerdir. Her iki diyaliz şekli de oldukça pahalı yöntemlerdir. Kabaca yıllık maliyeti 20 bin USD (%60 diyaliz, %40 ilaç) kadardır. Daha ekonomik olması ve hastayı normal fizyolojisine kavuşturması bakımından böbrek nakli tercih edilen tedavidir, ancak bu tedavi şekli ne yazık ki ülkemizde istenilen seviyede değildir.

            Böbrek nakli iki şekilde yapılmaktadır. Birincisi yoğun bakım koşullarında beyin ölümü gerçekleşmesi sonucu organların bağışlanması (kadavra donör) durumu, ikincisi de canlı sağlıklı bir kişinin böbreklerinden birisini, yasalar çerçevesinde dördüncü derece akrabalara kadar, vermesi (canlı donör) durumudur.

 

                                                                                                                                                                                                                                                          

 

Kurum

Adı

Merkez

Cihaz

Hasta

 

 

2000

2001

2002

2003

2004

Sayı

%

Sayı

%

Sayı

%

Canlı

276

329

361

428

529

Kamu

290

50,3

2999

34,9

9587

28,8

Kadavra

92

162

189

177

243

Üniversite

49

8,5

1031

12,0

3209

9,7

TOPLAM

368

491

550

605

772

Özel

238

41,2

4553

53,0

20445

61,5

Kadavra donör sayısı

46

89

102

105

136

TOPLAM

577

 

8553

 

33241

 

(*) Türkiye Kamu ve Özel hemodiyaliz merkezleri dağılımı          (**)Yıllara göre yapılan böbrek nakilleri

(31 Aralık 2005)

 

 

Kurum

Adı

Merkez

Cihaz

Hasta

 

 

2005

2006

2007

2008

 

Sayı

%

Sayı

%

Sayı

%

Canlı

 

 

 

 

 

Kamu

385

46,0

4069

29,3

10316

23,1

Kadavra

275

264

397

415

 

Üniversite

52

6,2

1095

7,9

2687

6,0

TOPLAM

 

 

 

 

 

Özel

400

47,8

8715

62,8

31657

70,9

Kadavra donör sayısı

153

143

223

242

 

TOPLAM

837

 

13879

 

44660

 

(*) Türkiye Kamu ve Özel hemodiyaliz merkezleri dağılımı            (**)Yıllara göre yapılan böbrek nakilleri

(31 Aralık 2008)

 

            31 Aralık 2008 tarihi itibariyle Türkiye’de 44660 hemodiyaliz ve 5894 periton diyalizi olmak üzere toplam 50554 kronik böbrek yetmezlikli hasta diyaliz tedavisi almaktadır. Son 15 yılda hemodiyaliz sektöründeki yaşanan hızlı gelişmeleri ülkemizde akademik çevrelerin yakından izlemeleri ve bunun özel sektöre yansımaları sayesinde daha etkin ve yeterli diyaliz yapılmaya başlanmış; sonuçta hastaların yaşam kalitesi ve süresi artmıştır. Bu gün ülkemizde dünya standartlarının üzerinde hemodiyaliz yapılmaktadır demek yanlış olmaz.

Hemodiyaliz tedavisi alanlardan 31657 hasta (%70,9) özel diyaliz merkezlerinden yararlanmaktadır. Cihaz başına düşen hasta sayısının Kamu ve Üniversitelerde 31 Aralık 2005 tarihi itibariyle 3,2 ve özel sektörde de 4,5 iken; 31 Aralık 2008 ‘e geldiğimizde bu rakamlar Kamu ve Üniversitelerde 2,5 ‘e, özel sektörde de 3,64 ‘e inmiştir. Görüldüğü üzere hasta sayısındaki artışa oranla cihaz sayısındaki artış daha fazla olmuş, kısacası ihtiyaçtan fazla yatırım yapılmıştır. Neden?  Kapasite kullanımı 2005 yılında iyi olan özel sektör, ne oldu da 2008 yılında gereğinden fazla büyümüştür? Üstelik ülke kaynaklarının daha verimli kullanılması için Şubat 2008 ‘de Sağlık Bakanlığının getirdiği kota uygulamasına rağmen… Kaş yaparken göz mü çıkarıldı acaba? Hemodiyaliz sektöründeki rakamlar bunlar, diğer sağlık alanlarını bilemiyorum, düşünmek de istemiyorum.

            Milyon nüfus başına kadavra donör sayıları 2004 yılı itibariyle İspanya’da 34.6, İtalya’da 21.1, Fransa’da 20.9, İngiltere’de 12.3, Almanya’da 13.8, Yunanistan’da 6.2, Romanya’da 0.4, Türkiye’de 2.0 seviyesindedir(*). Ege bölgesinde bu sayının 6.9 (İzmir İlinde 16.0) seviyesinde olması ülkemizde de hedeflenen rakamlara çıkılabileceğinin bir işareti olsa gerek…  Yine 2004 yılı itibariyle böbrek nakli bekleme listesinde olan hasta sayısının 8536, toplam (canlı + kadavra) yapılan böbrek naklinin de 775 olması yetersizliğin acı bir göstergesidir. Bekleyen hasta sayısı her geçen gün hızla artarken, ne yazıktır ki yapılan nakil sayısı ve organ nakil donör sayısındaki artış aynı seviyede olamamaktadır.

            Organ nakil merkezleri mi yetersiz? Hayır, yeterince var; oldukça deneyimli, başarılı ekipler de… Peki, sorun nerededir?

            Yanıtı, Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Aile Hekimliği Öğretim Görevlisi Sayın Prof. Dr. Nazan BİLGEL ve arkadaşları tarafından Bursa ‘da aynı yerleşim yerinde ve aynı anket formunu kullanarak 12 yıl ara ile ilki 1990 yılında, ikincisi 2002 yılında olmak üzere yapılmış olan çalışmalarda bulmak mümkün.  Türklerin Organ Bağışı Hakkındaki Görüş ve Tutumları” (***). Her iki çalışmada da örneğe seçilen kişilerle yüz yüze görüşmeyle doldurulan basılı anket formları kullanılmış. İlk araştırma 521 ‘i kadın, 509 ‘u erkek olmak üzere toplam 1030 kişide; ikinci araştırma 749 ‘u kadın, 234 ‘ü erkek olmak üzere toplam 983 kişide yapılmış. Şu sonuçlar elde edilmiş:

 

 

                                                                                                       1990                2002

 

Organ bağışı ve nakilden haberdar olanların oranı                    %         85,6                 60,4

           Bu konudaki en önemli  bilgi kaynağı TV olanların oranı%         82,9                 56,7 

Ölümden sonra organ bağışında bulunmak

           İsteyenlerin oranı                                                        %         50,2                 57,0            

           İstemeyenlerin oranı                                                   %         33,7               18,3   

           Kararsız olanların oranı                                               %         15,8                 24,7

Organlarını bağışlamak istemeyenlerden                                                                  

            Vücutlarının parçalanmasından korkanların oranı          %         43,8                 31,7

            Dini inancı nedeniyle  istemeyenlerin oranı                   %         26,2                 16,1

            Neden göstermeyenlerin oranı                                    %         23,1                 40,0

            Ölümden sonraki yaşamda organlarının onlara

            gerekeceğine inananların oranı                                   %           6,9                   2,8

Cinsiyete göre organ bağışına olumlu bakış

            Erkeklerin içerisinde olumlu bakanların oranı               %         53,1                 67,5

            Kadınların içerisinde olumlu bakanların oranı               %         43,0                 53,7

Eğitim düzeyine göre organ bağışlama isteği                                                            

            Okuma-yazması olmayanların içerisinde                      %         31,0                 42,5

            Eğitim almış olanların içerisinde                                  %         72

                        İlkokul düzeyindekilerin içerisinde                   %                                55,5

                        Ortaokul ve üstü düzeyindekilerin içerisinde     %                                66,3

Yaş arttıkça organ bağışlama isteği                                                   azalmış            azalmış

Kadınlarda daha az oranda organ bağışında bulunma

isteğinin en önemli nedeni                                                                  düşük              düşük

                                                                                                       eğitim              eğitim

                                                                                                       düzeyi             düzeyi

Yakınlarının ölmesi durumunda onun organlarını

            Bağışlarım diyenler                                                    %         53,6                 52,6

            Bağışlamam diyenler                                                  %         30,1                 17,6

            Kararsız olanlar                                                         %         16,3                 30,7

Kendi organlarını bağışlamak istediğini söyleyenlerden

aynı zamanda yakınlarının da organlarını bağışlayacaklarını

ifade edenler                                                                          %         79,8                 82,8

Organ bağışı kartı olanlar                                                        %           0,4                   1,7

           

            Bu iki çalışma, aralarında geçen 12 yıla, aslında Türk toplumuna bir ayna görevi yapmış. Görünen hep bildiklerimiz, bilgilendirmede televizyonun tartışılmaz bir iletişim aracı olduğu, lakin eğlence aracı olmakla sınırlı kaldığı; hurafelerin yaygın olduğu ama eğitimle azaltılabileceği; kadınlarımızın hala erkeklerin etkisi altında kaldığı ve bu durumun da yine eğitim düzeyiyle ilişkili olduğu; mevcut uğraşların da bir türlü istenen sonuçları verememesi, değil mi?

            Organ nakli ve bağışı konularından haberdar olma oranında düşüş yaşanmış, niye? Daha az televizyon seyretmediğimize göre, programlar içerisinde bu konuya yer verilmediği muhakkak. Program yapımcılarının elbetteki hedefleri reyting, lakin toplumsal bilinçlenmede ve yönlendirmede ne kadar da etkin olduklarını unutmamaları gerekir.

            Haberdar olma oranındaki düşüşe rağmen ölümden sonra organ bağışında bulunmak istemeyenlerin oranında anlamlı bir azalma olurken, isteyenlerde kısmi ama kararsızlarda anlamlı bir artış var. Organlarını bağışlamak istemeyenlerin gerekçelerinde neden göstermeyenlerin oranındaki artış da kararsızlarla paralellik sergiliyor. Olumlu olarak değerlendirebileceğimiz bu sonuçlara eğitim düzeyindeki artışın katkısı yadsınamaz.

            2000 yılından beri Sağlık Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Ulusal Organ ve Doku Nakli Hizmetleri Koordinasyon Kurulu (UKK) yoğun çalışmalar içerisinde olmasına rağmen bu çabaların karşılığını yakın zamana kadar alabilmiş değildi. 14 Ekim 2006 günü “8. Avrupa Organ Bağışı Günü” toplantısı İstanbul’da yapıldı ki bu UKK ‘nun bir başarısıdır. İşte bu başarıdan sonradır ki 3-9 Kasım 2006 Dünya Organ Bağışı Haftası daha yoğun programlarla kutlandı. Özellikle medyanın ilgisi koordinatörlerin istekli ve etkin çalışmalarıyla bu konuya odaklandırıldı. Yukarıdaki çalışmanın da bir sonucu olan, televizyonun toplumu bilgilendirmede ve harekete geçirmede en etkili araç olduğu gerçeği bir kez daha kendini gösterdi.

Unutmayın! Organ bağışı yaşam bağışıdır…

 

 

 

                                                                                                                      Dr. Osman ŞAHİN

                                                                                                                      Uğur Diyaliz Merkezi

                                                                                                                      Pendik / İSTANBUL

 

 

 

 

Kaynaklar       : *     Türkiye Diyaliz İstatistiği Yıllığı (DİADER)

  **   Türkiye Organ Bağışı Araştırması (Sağlık Bakanlığı Verileri)

                                 (www.onkod.org)

                          *** Sağlık Dergisi, sayı 169, yıl Mart 2006, sayfa 116-118

           

 

 

Galerilerden